Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 15 Nisan’da sekizinci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıya dair ön inceleme raporunda, rehber öğretmen E.İ. hakkında dikkat çekici bulgular yer aldı.
Karara göre, Mersinli’nin şiddet eğilimi sergilediği, aynı sınıfta eğitim gören diğer öğrenciler tarafından saldırıdan yaklaşık iki ay önce rehber öğretmene bildirildi.
Öğrencilerin kaygılarını bir konuşma sırasında dile getirdikleri ifade edildi.
İl Emniyet Müdürlüğü’nde birbirlerini görme ve konuşma fırsatı olmadan ifade veren öğrencilerin benzer anlatımlarda bulunmaları, yapılan uyarının varlığını destekleyen bir kanıt olarak değerlendirildi.
29 KEZ REHBERLİK HİZMETİ SUNULMUŞ
Kaymakamlık raporunda, rehber öğretmen E.İ.’nin Mersinli’nin kendisine zarar verebilecek davranışlarından haberdar olduğu ancak öğrencilere ait okul saldırısıyla ilgili endişeleri dikkate almadığı vurgulandı.
Mersinli’ye yönelik olarak saldırıdan önce toplamda 29 kez rehberlik hizmeti sağlandığı bilgisi de belgede yer aldı.
Buna rağmen gerekli bildirimlerin yapılmadığı ve rehber öğretmenin bu tavrının Çocuk Koruma Kanunu çerçevesinde ele alınması gerektiği belirtildi.
“OLURSA OLSUN KASTIYLA HAREKET ETMİŞTİR”
Kaymakamlık raporunda, rehber öğretmenin davranışlarına ilişkin şu tespit yapıldı:
“Bütün bu durumların, ‘Kuruma Başvuru’ başlıklı 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenen Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bildirim yükümlülüğünün ihlaline neden olduğu düşünülmektedir. İsa Aras Mersinli’nin, Çocuk Koruma Kanunu kapsamında korunmaya muhtaç çocuk statüsünde bulunduğu kanaatine varılmıştır. Rehber öğretmen, söz konusu ihmali davranışını, ‘İsa Aras Mersinli’nin anne ve babasının kamu görevlisi olması dolayısıyla daha bilinçli olduğu varsayımına dayanarak gerçekleştirmiştir ve ‘olursa olsun’ kastıyla hareket etmiştir.”
Kararda, rehber öğretmenin eylemleri ile saldırı sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar arasında bir nedensellik ilişkisi olup olmadığının adli makamlarca araştırılması gerektiği vurgulandı.
9 ÖĞRENCİ VE BİR ÖĞRETMEN HAYATINI KAYBETMİŞTİ
Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 15 Nisan’da sekizinci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli tarafından düzenlenen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ile birlikte 9 öğrenci yaşamını yitirdi; 15 öğrenci ise yaralandı.
Saldırının ardından Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, okul müdürü C.K., müdür yardımcısı F.B., öğretmen A.T. ve rehber öğretmen E.İ. hakkında “terk”, “suçu bildirmeme” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarıyla ilgili resen soruşturma başlattı.
DÖRT PERSONEL HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ VERİLDİ
Onikişubat Kaymakamlığı, Milli Eğitim Bakanlığı müfettişleri tarafından hazırlanan tevdi raporu ile Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazıları doğrultusunda yürütülen ön inceleme sonucunda oluşturulan raporu değerlendirdi.
Yapılan incelemelerin ardından okul müdürü C.K., müdür yardımcısı F.B., öğretmen A.T. ve rehber öğretmen E.İ. hakkında soruşturma izni verilmesine karar verildi.
SALDIRIYI GÖRÜNCE OKULU TERK ETTİLER
Kaymakamlık kararında, okul müdürü C.K. ile müdür yardımcısı F.B.’nin saldırı anında silah seslerini duydukları ve zemin kattan saldırının gerçekleştiği birinci katın koridor girişine gittikleri belirtildi.
Bu iki yöneticinin burada İsa Aras Mersinli’nin silahlı saldırı gerçekleştirdiğini gördükten sonra hızlı bir şekilde okulun dışına çıktıkları ve binayı terk ettikleri güvenlik kameralarıyla tespit edildi.
Müdür ve müdür yardımcısının ifadelerinde de bu durumu doğruladıkları aktarıldı.
Kararda, 7528 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun 6/C maddesinde geçen “Eğitim öğretim faaliyetlerinin sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir ortamda yürütülmesi için gerekli tedbirleri alır” hükmü hatırlatıldı.
ÖĞRENCİLERİN GÜVENLİĞINDEN BİRİNCİ DERECEDE SORUMLU TUTULDULAR
Soruşturma izni kararında, okul müdürü ile müdür yardımcısının eğitim ortamının güvenliği sağlamakla birinci derecede sorumlu oldukları belirtildi.
Bu iki yöneticinin saldırı sırasında öğrencilerin can güvenliğini korumak açısından hukuken “garantör” konumunda bulundukları vurgulandı.
Buna bağlı olarak öğrencilerin hayatına yönelik tehlikeler karşısında gerekli müdahaleyi gerçekleştirmenin hukuki bir yükümlülük olduğu ifade edildi.
Kararda bu yükümlülüğe aykırı davranışların öğrencilerin korunması gereken hakları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği değerlendirildi.
“BEKLENEN SİLAHLI SALDIRININ ÜZERİNE GİTMELERİ DEĞIL”
Kaymakamlık kararında, müdür ve müdür yardımcısından silahlı saldırganla doğrudan karşılaşmalarının beklenmediği ancak mevcut koşullar altında öğrencileri koruyacak adımlar atmaları gerektiği kaydedildi.
Aynı kararda şu ifadeler yer aldı:
“Aksine bir tutum ya da davranışın söz konusu değerlere yapılan saldırıyla eşdeğer olduğu sonucu çıkmaktadır. Garantörlük yükümlülüğü çerçevesinde C.K. ve F.B.’den hukuken beklenen şey elbet silahlı bir saldırganın üzerine gitmek değil; mevcut koşullara göre saldırıya müdahale etmektir.”
“ÖĞRENCİLERİN GÜVENLİ BÖLGEYE ALINMASI YERINE OKULUN TERK EDILMESI”
Ön inceleme raporunda, iki yöneticinin saldırıyı gördükten sonra özellikle 5/D sınıfındaki öğrenciler olmak üzere okulda bulunan çocukların güvenliği için sorumluluk taşıdıkları vurgulandı.
Öğrencilerin güvenilir alanlara alınması veya tahliye sürecinin organize edilmesi gerektiği ifade edildi.
Kararda şu tespit yapıldı:
“C.K. ve F.B.’nin saldırıyı gördükten sonra başta 5/D sınıfındakiler olmak üzere tüm öğrencilerin bulunduğu ortamda güvenliklerini sağlaması; korunaklı bir bölgeye almaları veya tahliye etmeleri gibi garantörlük konumundan kaynaklanan bazı yükümlülüklerinin bulunduğu anlaşılmaktadır; fakat bunlar yerine okulu terk ettikleri görülmüştür.”
Müdür ve müdür yardımcısının okuldan çıktıktan sonra acil çağrı merkezi olan 112’yi aradıkları da kararda belirtilmiştir.
Ama her iki yöneticinin de öğrenci koruma yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle çocukları tehlikeye attıkları sonucuna varıldı.

ÖĞRETMENİN ÖĞRENCILERINI UYARMADAN KAÇTIĞI TESPIT EDILDI
Soruşturma izni verilen kişiler arasında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni A.T. de bulunmaktadır.
Kaymakamlığın kararına göre A.T., olay anında görevde bulunduğu 5/G sınıfından silah seslerini duyduktan sonra kapıyı aralayarak seslerin geldiği yöne baktığı belirtiliyor.
Silahlı bir saldırının yaşandığını fark ettikten sonra ise öğrencilere herhangi bir uyarıda bulunmadan ya da onları korumaya yönelik harekette bulunmadan zemin kata doğru kaçtığı kaydedildi.
Ayrıca öğretmenin ifadesinde de bu durumu doğruladığı ifade edildi.
Kararda ayrıca Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda yer alan hüküm gereğince öğretmenlerin öğrencileri eğitim ortamındaki olumsuzluklardan korumak için çaba göstermesi gerektiğinin hatırlatıldığı vurgulandı.
5/G sınıfındaki öğrencilerin yaşları nedeniyle silahlı saldıra karşı kendi güvenliklerini sağlayamayacak durumda olduklarına dikkat çekildi.
Bu nedenle A.T.’nin hareketlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 97. maddesinde tanımlanan “terk suçu”nu oluşturup oluşturmadığının adalet makamlarınca incelenmesi gerektiğine değinildi.
SORUŞTURMA İZNINE İTİRAZ HAKKI BULUNUYOR
Onikişubat Kaymakamlığı’nın verdiği soruşturma izni kararına itiraz edebilmek için hakkında ön inceleme yapılan dört personelin Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine başvurma hakkına sahip oldukları belirtildi.
Soruşturma izni verilmesiyle birlikte okul çalışanlarının olay anındaki sorumluluklarının adalet organlarınca incelenmesinin yolu açılmış oldu.
AILELERİN AVUKATI: SÜREÇ DÖRT PERSONELLE SINIRLI KALMAMALI
Saldırıda hayatını kaybedenler ile yaralanan öğrencilerin avukatı Furkan Mehmet Cinkara, soruşturma izni kararını değerlendirdi.
Geçen yaklaşık yedi aylık sürenin ailelerin acısını hafifletmediğini belirten Cinkara, sorumluların hukuk önünde hesap vermesi için mücadelelerine devam edeceklerini bildirdi.
Cinkara şöyle konuştu: “Aradan geçen yedi aylık süre acımızı hafifletmedi fakat bu acının hesabını hukuk önünde eksiksiz sorma kararlılığımız daha da arttı.”
Soruşturma iznini adaletin sağlanması adına önemli bir gelişme olarak gören Cinkara ayrıca incelemenin sadece dört okul personeli ile sınırlandırılmaması gerektiğini vurguladı.

“YANGIN MERDIVENI VE KAÇIŞ YOLLARI DA ARAŞTIRILMALI”
Avukat Cinkara ayrıca okulun fiziksel güvenlik şartlarının etkin denetiminin de soruşturmaya dahil edilmesini talep etti.
Cinkara,”Bu sürecin yalnızca okulda görev yapan dört personelle kısıtlanmaması gerekiyor.” dedi.
Başta yangın merdiveni olmak üzere okuldaki fiziksel güvenlik eksiklikleriyle birlikte bu eksikliklerin neden zamanında tespit edilip giderilemediği üzerinde durulmasının yanı sıra okulun bağlı olduğu kurumsal yapıdaki denetim sorumluluklarının da aydınlatılması gerektiğini belirtti.
Ayrıca Şanlıurfa’da yaşanan benzer olay sonrasında İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Emniyet Müdürlüğü tarafından bölgede hangi tedbirlerin alındığına dair bilgi edinilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Bütün bu sorular kamuoyunun vicdanında hala cevap beklediğini dile getiren Cinkara,”En küçük ihmal gösteren herkes hesap vermeli.” ifadesini kullandı.
Devletin eğitim kurumlarında güvenliği sağlama yükümlülüğünü önemseyen Cinkara çocukların ve öğretmenlerin güvende olmasının anayasal bir hak olduğunu aktardı.
Yargıya güvendiklerini dile getiren Cinkara açıklamalarına şöyle devam etti:
“Devletimizin en önemli görevlerinden biri eğitim kurumlarında tam anlamıyla güvenliği sağlamaktır. Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin okul çatısı altında güvende olmaları Anayasa ile garanti altına alınmış bir haktır.”
“Soruşturmayı titizlikle yürütmekte olan Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’na olan inancımız tamdır.”
Olayda en ufak ihmali bulunan herkesin adalet önünde hesap vermesini sağlamak amacıyla gerekli her türlü idari ve hukuki adımı atmanın takipçisi olacaklarını ifade etti.
Hayatını kaybeden evlatlara Allah’tan rahmet; yaslı ailelere sabır; yaralılara acil şifalar diledi.
REHBER ÖĞRETMENİN TANIK OLARAK DİNLEMESİNDE İTİRAZ EDILMİŞTİR
Kahramanmaraş’taki okul baskınına ilişkin davanın ilk duruşması 4 Eylül’de Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.
Duruşmada hakkında soruşturma izni verilen rehber öğretmen E.I., tanık sıfatıyla dinlenmiştir.
Ailelerin avukatlarından Furkan Mehmet Cinkara ise rehber öğretmenin tanık olarak dinlenmesine itiraz etmişti.
Cinkara,”Fiilin asli faili veya iştirakçisi olabilecek biri tanık sıfatıyla dinlenemez.” diyerek Cumhuriyet Başsavcılığı’